Bugüne kadar 19 ülkeden toplam 239 astronot ve kozmonot’un ziyaret ettiği ve 2000 yılının Kasım ayından bu yana hiç boş kalmayan Uluslararası Uzay İstasyonu...

Uluslararası Uzay İstasyonunda Yaşam Zor mu? 

Öncelikle; astronot ve kozmonot ne demek, aralarındaki farktan biraz bahsedelim. "Yıldız gezgini" anlamına gelen astronot ünvanı; ABD, bazı Avrupa ülkeleri, Hindistan ve Japonya vatandaşı olarak uzaya gönderilen kişilere verilirken, "evren gezgini" anlamına gelen kozmonot ünvanı; Rusya, Bulgaristan, Ukrayna ve Romanya gibi ülkelerin vatandaşı olup uzaya giden kişilere verilir. Astronot ve kozmonotlar, Uluslararası Uzay İstasyonu içerisinde saatte 28.000 km hızla Dünya’nın etrafında dolanırlar. Bu hız gerçekten müthiştir çünkü astronot ve kozmonotlar 24 saat içerisinde 16 defa gün doğumu ve gün batımı görürler. (Uzay Kampı Türkiyeden amatör telsiz bağlantısıyla uzay istasyonuna bağlanıp oradaki astronotlarla konuştuğumuzu biliyor musunuz? Ne konuştuğumuzu merak ediyorsanız tıklayın)

Dünya’dan Rus yapımı Soyuz roketiyle fırlatılan Uluslararası Uzay İstasyonu mürettebatı, istasyona yaklaşık 6 saat sonra varır. Uzay İstasyonu’nun iç hacmi yaklaşık olarak 6 yatak odalı bir evden daha büyüktür. Tamamına bakacak olursak da Uluslararası Uzay İstasyonu yaklaşık olarak 108 metre uzunluğundadır ve neredeyse bir futbol sahası büyüklüğündedir. Acil durumlar da göz önünde bulundurulduğunda aynı anda 6 uzay aracı, Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenebilir. Uluslararası Uzay istasyonu'nda en uzun süre kalma rekoru kadın Astronot Peggy Whitson tarafından kırılmıştır. 2017 yılının Eylül ayında uzay istasyonuna giden Whitson tam olarak 665 gün istasyonun düşük yer çekimi ortamında yaşamıştır. 

Düşük yer çekimi ne demek?

Genelde uzay istasyonunda, Dünya’daki gibi bir çekim kuvvetinin olmadığı düşünülür fakat sıkı durun, bu düşünce yanlıştır. Uzaydaki her gök cisminin kendine özgü bir kütle çekim kuvveti bulunur. Örneğin uydumuz Ay, Dünya’nın 1/6'sı kadar kütle çekimine sahiptir. Dünya’nın yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu, yerden yaklaşık 400 km uzakta olmasına rağmen Dünya’nın çekim etkisinin %90’ına maruz kalır. Fakat uzay istasyonu, bu yer çekiminden küçük bir hız hilesi ile kurtulur. Belki duyduğunuz veya gelecekte duyacağınız "bileşke kuvvet" terimi sayesinde uzay istasyonu her zaman "düşüş halinde"dir fakat hiçbir zaman Dünya atmosferinden içeri girmez. Kendinizi bir asansörde hayal edin. Bazen asansör yukarı çıktığında kendinizi daha ağır, aşağıya doğru indiğinde ise kendinizi daha hafif hissedersiniz değil mi? Şimdi ise asansörün halatının koptuğunu ve sonsuz bir düşüşte olduğunuzu düşünün. Böyle bir durumda da kendinizi ağırlıksız hissedersiniz. İşte uzay istasyonundaki astronotlar Uluslararası Uzay İstasyonu’nun izlediği yörüngede, tıpkı "sürekli düşen asansördeymiş" gibi kendilerini ağırlıksız hissederler. Her ne kadar eğlenceli görünse de ağırlıksız ortam, astronotlar için tehlikelidir. Çünkü ağırlıksız ortamda bulunmanız kaslarınızın neredeyse hiç çalışmamasına neden olur. 100 kilogram olan bir nesneyi serçe parmağınızla bile arkadaşınıza gönderebileceğinizi düşünün! Ağırlıksız uzay ortamı kaslarınızın erimesine ve kemiklerinizin kalsiyum kaybetmesine yol açar. İşte bu yüzden astronotlar günde en az 2 saat spor yapmak zorundadırlar.

Peki astronotlar ne yerler, ne içerler?

Birçok astronot, uzay yemeklerinin lezzet açısından Dünya'dakinden çok da farklı olmadığını belirtiyor. Fakat fiziksel görünüşleri ve paketlemeleri birazcık Dünya'dakinden farklı. Öncelikle hem daha fazla alan kazanmak hem de bozulmayı engellemek için yiyecekler vakumlanarak paketlenirler. Vakumlanan paketlerin içerisinde hava kalmadığından hem bozulma engellenir hem de çok daha fazla yiyecek tek seferde Uzay İstasyonu'na gönderilebilir. Sıvı içeren yiyeceklerde ise vakumlamanın yanı sıra dehidrasyon işlemi  (yani kurutma işlemi) de uygulanır. Bu sayede yiyecek paketleri daha hafif olur. Bu yiyecekler uzay istasyonuna geldiğinde içerisine bir pipet yardımıyla önce sıcak su eklenir, güzelce karıştırılır sonrasında ise paket kesilerek afiyetle yenir. Peki ya su? Astronotlara görev süreleri boyunca yetecek kadar su ve hava uzay araçlarıyla istasyona taşınabilir fakat istasyonda yeteri kadar saklama alanı bulunmadığı için bu uygulanabilir bir çözüm değildir. Uzay istasyonu mühendislerinin geliştirdiği harika çözümler sayesinde su %80 oranında, hava ise %40 oranında geri dönüştürülebilir. Şimdi uzay istasyonu hakkında birçok bilgiye sahipsiniz!

Aşağıdaki linklerden bu yazıyı paylaşabilir, arkadaşlarınızı da eğitim videolarımızla ilgili olarak bilgilendirerek bu harika bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz!  

Bir sonraki konumuzda görüşmek üzere! 

Türksat 5A Fırlatılıyor!

Türksat 5A Fırlatılıyor!

Gelin Türkiye’nin uzaydaki varlığından bahsedelim ve geçmişten günümüze fırlatılmış veya gelecekte fırlatılması planlanan Türk uydularının detaylarını inceleyelim.

07.01.2021
Jüpiter ve Satürn'ün Büyük Kavuşumu!

Jüpiter ve Satürn'ün Büyük Kavuşumu!

Gökyüzünde görünen gezegenlerin neredeyse aynı göksel boylama denk geldiği olayı büyük kavuşum olayını ve detaylarını ele alıyoruz.

21.12.2020
Kış Gün Dönümü: “En Karanlık Gün”

Kış Gün Dönümü: “En Karanlık Gün”

Yılın en kısa günü ve “astronomik kışın” ilk günü olma özelliği taşıyan kış gün dönümünün zamanı geldi!

21.12.2020
Uzay Çöpleri ve Bizi Bekleyen Tehlikeler

Uzay Çöpleri ve Bizi Bekleyen Tehlikeler

Fırlatılan her uzay aracı ve uzayda artan çalışmalar, daha fazla kontrolsüz enkazın yörüngedeki uzay araçları için tehdit oluşturmasına neden oluyor. Dünyada çöplerimizi temizlemenin, sınıflandırarak ayrıştırmanın yollarını ararken “Uzay çöpleri derdimiz de var.” dediğinizi duyar gibiyiz...

08.12.2020
Gök Olayları ve Depremler

Gök Olayları ve Depremler

Bu hafta sizlerle depremlerin nasıl meydana geldiğine ve gök olaylarına değinerek bu ikisinin birbirleriyle bir ilgisinin olup olmadığını ve dünya dışındaki gezegenlerde olan depremleri inceleyeceğiz.

04.12.2020
Üste Çık