İnsanlar uzun zamandır Dünya’nın ötesinde yani uzayda seyahat etmenin ve yaşamanın hayalini kuruyorlar.

Bu amaçla yaklaşık 60 yılı aşkın bir süredir uzayın bilinmeyenlerini çözmek için araştırmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.

1957'de Sovyetler Birliği, Dünya’nın ilk yapay uydusu olan Sputnik 1’i uzaya fırlattı. O zamandan beri, Ay’a iniş gerçekleştirildi, Uluslararası Uzay İstasyonu kuruldu, Hubble Uzay Teleskobu uzaya fırlatıldı ve daha bir çok önemli çalışmalar yapıldı.

Dünya dışı yaşamın olabileceği potansiyel yerler aranırken, Dünya'nın en yakın komşularından biri olan Mars hep bir sonraki evimiz olarak hayal edildi.
Ve bugünlerde özellikle Dünya’mızın içinde bulunduğu durum da göz önüne alındığında, önümüzdeki birkaç on yıl içinde insanları Mars'a gönderme konusu daha da önem kazandı.

Peki böyle bir yolculuk ve yaşam aslında insan vücudunu nasıl etkiler? Bu etkileri şu an çalışmalarına devam eden Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan elde ettiğimiz bilgiler ışığında inceleyelim.

Uzayda yaşamanın en bilinen sonuçlarından biri kemiklerin zayıflamasıdır. Uzayda hareket etmek fazla çaba gerektirmediğinden, kaslarınız güç ve dayanıklılığı hızla kaybeder. Yaşamımız boyunca kemiklerimiz osteoklast adı verilen büyük hücreler tarafından parçalanır ve kan dolaşımına kalsiyum salınır. Aynı zamanda, osteoblast adı verilen diğer hücreler de yeni kemik yapar.

Ve hayatımızın büyük bir bölümünde bu iki süreç birbirini dengeleme eğilimindedir. Ancak, bir astronot uzaya gittiğinde ve düşük yerçekiminde yaşadığında bu durum değişir. Çünkü kemiklerinin ağırlığı fazla desteklemesi gerekmez ve Dünya'da olduğu gibi aynı streslere maruz kalmaz. Sonuç olarak, kemiklerindeki kalsiyum parçalanır ve kan dolaşımına salınır ve bu durum kemik yoğunluğunda azalmaya neden olur. Ve yaklaşık bir ay içinde, bir astronotun kemik yoğunluğu ayda yaklaşık % 1 oranında azalabilir ve bu da Dünya'ya döndüğünde kemik kırığı riskinin artmasına neden olabilir. Bu kayıp geri dönen bir astronot için muhtemelen tehlikeli bir durum olabilir.

Aynı zamanda kullanım eksikliği nedeniyle astronotun özellikle bacak ve sırt kasları için de durum pek de iyi değil. Uzayda yapılan egzersizler bunu önlemeye yardımcı olabilir, ancak yapılan egzersizlere rağmen kas hacminin ve gücünün azaldığı biliniyor.

Başka bir etki yerçekimsiz uzay ortamında kanın üst vücutta toplanma eğiliminde olmasıdır. Ve bu astronotun yüz ödemi ve diğer istenmeyen yan etkileri yaşamasına neden olur. Yine yerçekimi vücuttaki sıvıyı aşağı çekmediği için vücutta sıvılar birikir, ve vücut çok fazla su taşıdığı tepkisi verir. Sonuç olarak, astronotun tuvalete gidiş sıklığı artar. Bu astronotun susuz kalmasına ve böbreklerinde taş gelişimine neden olabilir.

Daha da ötesinde Dünya’dakine benzer bir yerçekimi olmadan, astronotların görme sorunları yaşayabilir! Araştırmacılar, uzayda ortalama 108 gün geçiren 27 astronot ile çalışarak, astronotlardan yaklaşık % 22'sinin göz küresinin sırtının düzleştiğini tespit ettiler. Ve bu tür optik anormallikler görme kaybına bile yol açabilir.

Hepsi bu kadar da değil uzay ortamında en hayati organımız olan kalp de değişir. Yerçekimi olmadığından kalbin kanı pompalaması için çok çalışması gerekmez. Zamanla astronotun kalbi muhtemelen vücuttaki kanın azalması nedeniyle kütle kaybedebilir ve daha küresel hale gelebilir. Bu durum astronotun Dünya’ya döndüğünde kan değerlerinde düşüş olmasına neden olabilir, astronot kan basıncında düşüş yaşayabilir, baş dönmesi ve bayılma ile karşı karşıya kalabilir.

Astronotun bağışıklık sistemi de bir darbe alır. Araştırmacılar, yerçekimi eksikliğinin, hastalıklarla mücadelede önemli bir rol oynayan hücrelerin işlevlerini zayıflattığını keşfettiler.

Başka bir endişe kozmik radyasyon. İstasyondaki bir astronot, Dünya'da aldığımız radyasyon miktarının neredeyse 10 katından fazlasına maruz kalır.
Son olarak, astronot kendini hapis ve tecrit edilmiş olma hissinin psikolojik zorluklarıyla başa çıkabilmelidir. Bugünlerde biz de bu durumu deneyimliyor ve sanırım kolay olmadığını düşünüyoruz. 

Açıkçası, insan vücudu Dünya'daki yaşam için tasarlanmış ve uzayda yaşamak için maalesef uygun değil. Gezegenimizden ayrıldığımızda, bize çok gerçekten garip şeyler oluyor.

Şu an tüm bu nedenlerden dolayı astoronotlara daha fazla saygı duymaya başladınız, değil mi?

2016 yılında NASA astronotu Scott Kelly uzayda yaklaşık bir yıl kaldıktan sonra Dünya'ya geri döndü. Ancak Scott Kelly’nin geri döndüğünde boyu yaklaşık 5 cm daha uzundu. Uzayda yaşam ve yolculuğunun tüm zorluklarının yanında sanki bu biraz güzel haber!

Peki, orada tam olarak ne oldu ve bu uzay yaşam ve uzay yolculuğunun geleceği için ne anlama geliyor?

Dünya’da yerçekimi omurgayı sıkıştırır. Yerçekimi zayıf olduğunda, omurgadaki boşuklar genişleyebilir. Bu görev, bilim insanlarının uzayda yaşamanın insan vücudunu ne kadar etkilediği hakkında daha fazla bilgi edinmelerine yardımcı oldu.

Aynı zamanda Scott Kelly'nin bu süre zarfında Dünya'da kalan ikiz kardeşi olduğundan, bilim insanları meydana gelmiş olabilecek genetik değişiklikleri de inceleme şansı yakaladılar. Scott Kelly’nin uzay istasyonunda kaldığı süre boyunca, bilim insanları uzay uçuşunun vucüdu üzerindeki etkilerini Dünya'da kalan ikiz kardeşi Mark Kelly ile karşılaştırdılar.

Mars'a yapılacak bir yolculuk astronotları bir çok farklı açıdan incelediğimiz Uluslararası Uzay İstasyonu’ndakinden daha fazla tehlikeye maruz bırakabilir. Uzayın insan vücudu ve zihni üzerindeki tüm olumsuz etkilerini birleştirecek daha yüksek radyasyon seviyeleri, yerçekimi alanları ve daha uzun seyahat süreleriyle karşı karşıya kalınacaktır. Sonuçta Mars'a insan göndermeyi planlıyorsak, yolculuğun onları nasıl etkileyeceğini ve bu olumsuz değişiklikleri nasıl önleyeceğimizi bilmeli ve gelecekteki uzay yolculuğunu ve uzayda yaşamı daha güvenli hale getirmeliyiz.

Şu anda, NASA ve diğer araştırmacılar astronotları bu tehlikelere karşı koruyan daha iyi teknolojiler geliştirmek için çalışmalarına devam ediyor.

Uzayda yaşam ve yolcuğun insan vücudu üzerindeki etkilerini henüz incelemişken, ne kadar eşsiz bir gezegen de yaşadığımızın tekrar farkına varmamak mümkün değil!

Peki siz Mars'a seyahat etmek ister miydiniz?
Ya tek yönlü bir biletiniz olsaydı?

Türksat 5A Fırlatılıyor!

Türksat 5A Fırlatılıyor!

Gelin Türkiye’nin uzaydaki varlığından bahsedelim ve geçmişten günümüze fırlatılmış veya gelecekte fırlatılması planlanan Türk uydularının detaylarını inceleyelim.

07.01.2021
Jüpiter ve Satürn'ün Büyük Kavuşumu!

Jüpiter ve Satürn'ün Büyük Kavuşumu!

Gökyüzünde görünen gezegenlerin neredeyse aynı göksel boylama denk geldiği olayı büyük kavuşum olayını ve detaylarını ele alıyoruz.

21.12.2020
Kış Gün Dönümü: “En Karanlık Gün”

Kış Gün Dönümü: “En Karanlık Gün”

Yılın en kısa günü ve “astronomik kışın” ilk günü olma özelliği taşıyan kış gün dönümünün zamanı geldi!

21.12.2020
Uzay Çöpleri ve Bizi Bekleyen Tehlikeler

Uzay Çöpleri ve Bizi Bekleyen Tehlikeler

Fırlatılan her uzay aracı ve uzayda artan çalışmalar, daha fazla kontrolsüz enkazın yörüngedeki uzay araçları için tehdit oluşturmasına neden oluyor. Dünyada çöplerimizi temizlemenin, sınıflandırarak ayrıştırmanın yollarını ararken “Uzay çöpleri derdimiz de var.” dediğinizi duyar gibiyiz...

08.12.2020
Gök Olayları ve Depremler

Gök Olayları ve Depremler

Bu hafta sizlerle depremlerin nasıl meydana geldiğine ve gök olaylarına değinerek bu ikisinin birbirleriyle bir ilgisinin olup olmadığını ve dünya dışındaki gezegenlerde olan depremleri inceleyeceğiz.

04.12.2020
Üste Çık